Tarım İhracatımız Arttı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Son 8 aylık dönemde tarım ürünleri ihracatının yüzde 10.4 arttığını bildirdi.

 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Son 8 aylık dönemde tarım ürünleri ihracatının yüzde 10.4 arttığını bildirdi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2013 yılı Ocak-Ağustos dönemi tarımsal ihracat rakamlarına ilişkin bir açıklama yaptı. Türkiye’nin son 10 yılda tarımsal ihracatta önemli başarılara imza attığının bildirildiği açıklamada, “2002 yılında 4 milyar dolar olan tarımsal ihracatımız 4 kat artarak 2012 yılında 16 milyar dolara ulaştı. Yine tarımsal ihracatın büyük çoğunluğunu oluşturan gıda maddeleri ihracatı yüzde 310’luk artışla 4 milyar 600 milyon dolardan 15 milyar dolara çıktı. İhracattaki artış 2013 yılı Ocak-Ağustos döneminde de devam ederek, 2012 yılının aynı dönemine göre yüzde 10.4 artarak 11 milyar 25 milyon dolara yükseldi” denildi.

Açıklamada, 2013 Ocak-Ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre ihracatında artış görülen ürün grupları ise şöyle sıralandı :

“Pamuk yüzde 14,1’lik artışla 1 milyar 266 milyon 873 bin dolara,

Hayvansal, bitkisel katı ve sıvı yağlar yüzde 21,9’luk artışla 979 milyon 638 bin dolara,

Hububat, un, nişasta veya süt müstahzarları; pastacılık ürünleri yüzde 26,4’lük artışla 966 milyon 225 bin dolara,

Şeker ve şeker mamulleri yüzde 29,5’lik artışla 424 milyon 82 bin dolara,

Etler ve yenilen sakatat yüzde 28,3’lük artışla 420 milyon 874 bin dolara,

Balıklar ve kabuklu hayvanlar yüzde 30,2’lık artışla 339 milyon 494 bin dolara,

Yağlı tohumlar ve meyveler yüzde 35,8’lik artışla 195 milyon 726 bin dolara,

Gıda sanayinin kalıntı ve döküntüleri ve kaba yemler yüzde 97,2’lik artışla 141 milyon 366 bin dolara,

Kahve, çay ve baharat yüzde 40,8’lik artışla 96 milyon 642 bin dolara yükseldi.” – ANKARA

İHA

Organik-tarım-yapanlara-destek-2

Organik Tarım Sempozyumu

OMÜ tarafından düzenlenen “Türkiye 5. Organik Tarım Sempozyumu” Samsun Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi’nde yapıldı.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) tarafından düzenlenen “Türkiye 5. Organik Tarım Sempozyumu” Samsun Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi’nde yapıldı.

25 – 27 Eylül tarihleri arasında yapılacak olan sempozyuma Samsun Vali Yardımcısı Haluk Şimşek, Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, OMÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Akan, Rektör Yardımcıları, İlkadım Belediye Başkanı Neceattin Demirtaş, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Kadir Güven, öğrenciler ve Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden gelen yaklaşık 250 bilim insanı katıldı.

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Sempozyum Düzenleme Kurul Başkanı Prof. Dr. Sezgin Uzun, Türkiye’nin organik tarım durumunu ve dünyayla mukayesesi hakkında bilgiler verdi. Uzun, “Özellikle 2012 verilerine göre dünyada yaklaşık 37,2 hektar alanda organik tarım yapılmaktadır. Yaklaşık 12 yıl içinde iki katına ulaşmış bir sayıdır. Dünyada organik tarım çalışmaları hız kesmeden devam etmektedir. Ülkemizdeki durumsa 2002 yılında 57 bin 385 ve 32 bin 462 doğal toplama alanında organik tarım yapılmaktaydı. 2012 yılında her iki alanda sertifikalı organik üretim alanında 179 bin 282 hektar olmak üzere 702 bin 909 hektar alanda organik tarım yapılmaktadır. Ülkemizde organik tarım alanın artmasında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın ve üniversitelerin büyük katkısı olmuştur. Neden çok hızlı gelişemediğimize gelirsek değişik coğrafyalar ve genel ilginin görmemesi gibi nedenler gizlidir. Organik üretim miktarlarımız ülke olarak hızla artmaktadır. Organik tarımda devlet desteğini göz ardı edemeyiz. Sessiz sedasız bir gelişme olmuştur. Hevesi olan insanlar azaldı derken büyük firmalar bu konuda büyük yol aldı. Dünyada organik tarım pazarı yaklaşık 62 milyar dolardır. Bu sayıda büyük bir yer edinmemiz bunun içinde önemli adımlar atmalıyız. Devlet bu konuda ön planda olmalı. Markalaşma, eğitim, araştırma ve pazarlama desteği de bu konuda çok önemlidir” dedi.

Doğal olmayan her şeyin sağlık için zararlı olduğunu belirten OMÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Akan, “Birçok bilimsel toplantı 30, 40 diye giderken bu 5. organik tarım deyince acaba üretilen ürünün yüzde kaçı organik sorusu geliyor aklıma. Bundan 10 sene önce tarlayı sürerler. Bir sene öncekinden biriktirilen tohum serpilir ortaya çıkanı pazarda satarlardı. Böyleyken hiç kıymetli değildi. Eski yöntemle üretilen dayanıksız olduğu için organik olmayan ürünlerin yanında nerdeyse değeri daha azdı. Organik dediğimiz şey içerisinde doğal olamayan katkının bulunmadığı ürün demek diye düşünüyorum. Esas zararlı olan içinde katkı maddesi içeren ürünlerdir. Doğal olmayan her şey sağlık için zararlıdır. Beslenme de belli tek bir şeyi yemek zararlıdır. Sağlıklı olmak için doğal bir şekilde beslenmek gerekir. Organik tarım yoluyla ‘tüm gıda ihtiyacını karşılayabilir miyiz yoksa yine organik olmayan tarımı sürdürmek zorunda mıyız’ diye düşünüyorum. Çünkü tüm Türkiye’deki toprakları organik işlemeye kalksak ne gübre yetirebiliriz ne de bunu karşılayabiliriz. Ancak üniversite olarak organik tarıma ciddi önem vermekteyiz. Bu konuda hocalarımızı da kutluyorum. Faydalı bir sempozyum olmasını diliyorum” diye konuştu.

Düzenlenen sempozyumun faydalı olacağını ifade eden Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, “Belediye yönetimleri sadece şehrin kentsel dokusunun yerleşke alanını değil, bütün ilçe ve kırsalı kapsayan alandan sorumlu hale gelmeye başladı. Şehrin tarımsal potansiyelini harekete geçirmek ve çağımızın en önemli sorunlarından biri olan kimyasallardan yapay ve çeşitli zararlı girdilerden gıda ve besinleri korumaya dönük olan hassasiyetin sorumluluğu altına girdik. Sık duyduğumuz bir şey ama duyduktan bu yana hep belirtmekte fayda görüyorum 1850’lerde bir insanı dondursanız, 1950 yılında uyandırırsanız bu insan 1850’deki gibi yaşamına devam edebildiğini görürsünüz. Ancak bu insan 2013 yılında uyandırırsanız insanın bunalıma girebileceğini söylüyorlar. Son 60 yılda o kadar büyük değişim ve dönüşüm oldu ki insan hayatını çok etkiledi. Bizim şehrimizin bir ucundan diğer ucuna hep hastane reklamları var. O yüzden bu sempozyum ekolojik tarım başlığı altında sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyulmadan yaşamanın yollarını da aramaktadır. Bu toplantının böyle bir katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum. Hayatımıza olumsuz etki edecek birçok paradigmanın etkisi altındayız. Bu bakımdan bu bilimsel ortamın burada çok güzel şeyler konuşacağını ve çok fayda edeceğine yürekten inanıyorum. Bu sempozyuma en ufak bir katkı sağlamış herkesi kutluyorum. Bu tür toplantılara ev sahipliği yapmak şehrimizi için onurdur. 2004 yılında kent stratejik plan yaptık. Kalkınma dinamiklerinden birinin tarım ve tarıma bağlı sanayi olduğuna karar verdik. Şehrimiz 1 milyon hektar alanda. Tarih boyunca sadece kendini değil çevresini de beslemiş bir şehirdir Samsun. İkinci kalkınma dinamiği ihracattı. Üçüncüsü uzman işgücüne dayalı sanayi. Bu sempozyumun güzel sonuçlar doğuracağından hiç şüphem yok” şeklinde konuştu.

Sempozyumda emeği geçen herkese teşekkür eden Samsun Vali Yardımcısı Haluk Şimşek, “Verimli bir sempozyum olur. Bu konudaki en önemli şeyin talep olduğunu düşünüyorum. Talep yeterli olursa arz kendiliğinden gelecektir. Faydalı bir sempozyum olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

Açılış konuşmalarının ardından sempozyumda emeği geçenlere plaket verildi. Daha sonra Kuzey Kafkas Halk Dansları Topluluğu “Şeşen” isimli dans gösterisi sergiledi. – SAMSUN-İHAÖZEL-MEYVA

Hayalet Avcılığın Balık Stoklarına Etkisi Araştırılacak

İç sularda çeşitli nedenlerden dolayı kaybolan ağlarının balık stoklarına ve su ekosistemine olumsuz etkisinin belirlenmesi için Eğirdir’deki Su Ürünleri Araştırma İstasyonu Müdürlüğünce araştırma yapılacak Su ürünleri yüksek mühendisi Korkut: “Dünyada iç sularda ilk olacak bir çalışmayı gerçekleştireceğiz”

MURAT YOLCU – İç sularda çeşitli nedenlerden dolayı kaybolan ağlarının balık stoklarına ve su ekosistemine olumsuz etkisi anlamına gelen hayalet avcılık (Ghost Fishing), Eğirdir’deki Su Ürünleri Araştırma İstasyonu Müdürlüğünce araştırılacak.Su Ürünleri Araştırma İstasyonu Müdürlüğünde görevli su ürünleri yüksek mühendisi Süleyman Oğuz Korkut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hayalet avcılığın deniz ve iç sularda çeşitli nedenlerden dolayı kaybolan uzatma ağları ve balık tuzakları gibi av araçlarının avcılığa devam etmesi sonucunda ortaya çıkan istenmeyen balıkçılık durumu olduğunu söyledi.

Ağların parçalanması veya kaybolması nedeniyle su ortamına girdiğini ve burada 2 yıl boyunca av yapmaya devam edebildiğinin bilindiğini anlatan Korkut, bu durumun ekonomiye ve çevreye olumsuz etki yaptığını kaydetti.

Hayalet avcılık ile hedef olmayan balık ve kabuklu türlerin avlanmaya devam edilmesi ile su ürünleri ekonomisine zarar verildiğine dikkati çeken Korkut, ağlardaki kurşunların suya karışarak göldeki canlıların zehirlenmesine, bu nedenle de göldeki biyoçeşitliliğin azalmasına ve kirliliğe neden olduğunu vurguladı.

Türkiye’deki iç sularda yıllardır yoğun balık avlama faaliyetinin gerçekleştiğini, buna rağmen suda kaybolan ve hayalet avcılık yapan ağların oranı hakkında herhangi bir çalışma yapılmadığını belirten Korkut,  bu anlamda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğüne “Eğirdir Gölü’nde Hayalet Avcılık Metaryellerinin Varlığı ve Etkilerinin Araştırılması” projesini sunduklarını söyledi.

Kabul edilen proje çalışmalarına bu yıl sonunda başlayacaklarını dile getiren Korkut, şöyle konuştu :

“Hayalet avcılık, Türkiye’de yeni bir tanım. Dünya üzerinde bu konuyla ilgili sadece denizler üzerinde yapılmış çalışmalar var. İç sularda yapılmış çalışma yok. Dünyada iç sularda ilk olacak bir çalışmayı gerçekleştireceğiz. Bu, Türkiye’de de iç sularda yapılmış tek çalışma olacak .”

Proje kapsamında 5 kişilik uzman ekibin 2 yıl boyunca su altı kameraları ile gölde arama ve Eğirdir Gölü’ndeki 500 balıkçı ile anket çalışması yaparak hayalet avcılığa sebep olan ağların nerelerde bulunduklarını öğrenmeye çalışacaklarını anlatan Korkut, çalışma sonunda kayıp ağların göldeki balık stoklarına ve göl ekosistemine verdiği zararı belirlemeyi hedeflediklerini kaydetti.

Korkut, ilk olarak Eğirdir Gölü’nde yapılacak araştırmayı daha sonra Beyşehir, İznik ve Uluabat göllerinde yapmayı düşündüklerini sözlerine ekledi. – Isparta

AA

balık

Türkiye Tarımda Dünyada 7’nci Sırada

OECD’nin “Tarım Politikası İzleme ve Değerlendirme 2013” raporu yayınlandı. Türkiye’nin tarım üreticisine desteği 1986-88’de yüzde 20 iken, 2010- 2012 arasında yüzde 24’e çıktı. Kuruluş, tarımsal üretimin geçen 20 yılda hızla büyüdüğüne dikkat çekerek, “Türkiye, önemli bir tarım ihracatçısı olarak dünya çapındaki sıralamada yer alıyor. Bu anlamda dünyanın 7’nci büyük tarım üreticisi. Türkiye’nin ana ticaret ortakları AB, ABD ve Ortadoğu’dur” dedi. Raporda, Türkiye için “Son yıllarda tarım sektörünün hukuki ve kurumsal çerçevesinin güçlendirilmesine doğru önemli bir ilerleme sağlanmasıyla birlikte emtia tabanlı destek sektörün potansiyelini tam olarak gerçekleştirebilmesini aksatabilir” değerlendirmesi de yapıldı..

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2013/09/22/turkiye-7nci-tarim-ureticisi

HUBUBAT PRIM DESTEGI